20 Kasım 2015 Cuma

Her zaman ve daima...



20 Kasım 2015 Cuma 23.23 

Hatırlar mısın? Hani bir söz vermiştik birbirimize. Her zaman ve daima...  Neden kaybettik bu mücadeleyi? Neden sözlerimizi tutamaz olduk dersin? Sorun neydi? Hayat mı külfetli geliyordu artık; yoksa sen miydin beni yoran? Ne fark eder ki! Hayatım dediğimden dahi vaz geçebilmiş iken... Kimi kandırıyorum ben... Asla seni sevmedim ki! Ben, asla seni sevemezdim ki; bunu itiraf etmek neden bu denli zor geliyor? Neden peki? Aldığım darbelerden mi? Yoksa gerçekleri her şeyden üstün gören benliğimden mi geliyor bu derin nefret? Dinle hadi, son bir kez daha dinle... Ne anlatıyor sana? Söylesene bana; neler hissettiriyor dersin? Bana mı? Bana neler hissettirdiğini anlatmam mümkün değil. Kelimelerin, kendi sözlerimin dahi, henüz bu yetkiliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Hayır, hayır kaçmıyorum; seni temin ederim, korkmuyorum da bundan! Sadece, inanıyor ve en kötüsü de biliyorum ki, her zaman ve daima... Olmayacak, tutulamayacak kadar külfetli bir söz daha. Unutalım hadi, dürüst olalım birbirimize... Saf ve temiz, kimi kandırıyoruz öyle değil mi...


19 Kasım 2015 Perşembe

Başbakan'a Üçüncü Kez YÖK'ün Yarattığı ÖYP Mağduriyeti Soruldu


Yüksek Öğretim Kurulu'nun Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı'nda Temmuz ayından bu yana yaşanan mağduriyet, son 3 ayda 3'üncü kez Meclis gündemine taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Yüksek Öğretim Kurulu'nun yarattığı ÖYP alan sınavı mağduriyetini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu önerge ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sordu. Tanrıkulu, adaylara dayatılan bu haksızlığın bir an önce sona ermesi gerektiğini belirtti.  


Başbakan Ahmet Davutoğlu'na cevaplaması için TBMM'de yazılı soru önergesi sunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, YÖK'ün ÖYP adaylarına Temmuz ayından bu yana yaşattığı zulmün nedenlerini sordu.  Bu yıl konu üzerine TBMM'ye sunulan üçüncü yazılı soru önergesi olma özelliğini de taşıyan önergede YÖK'ün Temmuz ayından bu yana imza attığı hak ihlallerinin soruşturulması gerektiği ifadelerine yer verildi.

 İşte Meclis'e sunulan soru önergesi:


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA


Aşağıdaki sorularımın Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.  


Dr. M. Sezgin TANRIKULU

İstanbul Milletvekili  


Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) 20/03/2010 tarihinden itibaren, yeni kurulan üniversitelerimizin öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere başlatılan nitelikli bir akademisyen yetiştirme programıdır. 2010 yılından itibaren ÖYP araştırma görevlilerinin kadro ilanları Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından yürütülmektedir. 5 yıldır Temmuz ve Aralık aylarında ÖYP araştırma görevlisi ilanına çıkan YÖK, atamaları merkezi olarak yürütmektedir. Adayların her yıl ALES ve Lisans Not Ortalamalarının yanı sıra varsa Yabancı Dil puanları ile objektif olarak hesaplanan ÖYP notları aracılığıyla yerleştikleri kadrolar, üniversitelerden gelen talepler doğrultusunda ilan edilmektedir. YÖK'ün 14/05/2015 Genel Kurul Kararı ile sürece dahil ettiği alan sınavı adı altında sözlü mülakatlar kamuoyuna yansıyan geniş tartışmalara sebep olmuştur. Bir kadrolaşma ve torpil girişimi şüphesiyle yaklaşılan alan sınavı kararı, Haziran ayında Eğitim İş ve Eğitim Sen Sendikaları tarafından Danıştay 8. Daire'de yürütmenin durdurulması ve kararın iptali istemi ile açılan davalar neticesinde yargıya taşınmıştır. Nitekim bu yıl gerçekleştirilmesi planlanan Temmuz ataması da alan sınavı kararı ve Kurul'un hataları sebebiyle yapılamamıştır.


Yargıya intikal eden alan sınavlarına devam etmekte ısrarcı olan YÖK, Kurul'a olan güvenin zedelenmesine neden olmuştur. Yaşanan tüm aksaklıklar, hak ihlalleri ve planlanan atamaların yapılamaması sebebiyle oluşan mağduriyetin oluşturduğu zarar üzerine adaylar, sosyal medyadan tepkilerini dile getirmek ve BİMER üzerinden dilekçeler aracılığı ile demokratik taleplerini ifade etmek yolunu seçmişlerdir. Adaylar geniş kapsamlı bir açıklama elde edemedikleri gibi, 2 yıl geçerli olacağı iddiası ile zorlandıkları alan sınavlarının artık geçerli olmadığını ancak aylar sonra öğrenebilmişlerdir. YÖK'nun Maliye Bakanlığı'na 1 Eylül tarihinde gizli olarak gönderdiği bir yazıda, kadro talep yetersizliği gerekçe gösterilerek ÖYP'nin kaldırılması istemi bildirilmiştir. TBMM'ne danışmadan kaldırma kararını alan YÖK, söz konusu yazının bir gazetede haber olarak yayınlanması neticesinde, kararın üzerinden 21 geçtikten sonra açıklama yapmak mecburiyetinde kalmıştır. Adayların, YÖK'un kaldırılan bir programda 2 yıl geçerli olacağı iddiası ile alan sınavlarına devam etmesine yönelik itirazlarına BİMER üzerinden şu cevap verilmiştir: "2016 yılı bütçe görüşülmediğinden ÖYP'nin kaldırılması kesinleşmemiş sadece Maliye Bakanlığına teklif edilmiştir." denilmektedir. Fakat 23/10/2015 tarihinde 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı TBMM’ne sevk edilmiştir. Kanun Tasarısı'nın ilgili hükümleri incelendiğinde anlaşıldığı üzere Maliye Bakanlığı YÖK'ün ilgili kaldırma talebine onay vererek, ÖYP atamalarına 2016 yılı içerisinde kadro ayırmamıştır. 

Bu bağlamda


1- 2016 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nda ÖYP atamalarına kadro ayrılmadığı ve kaldırma kararının resmiyet kazandığı gözlenmektedir. Bu doğrultuda, 25, 26, 27 ve 28 Ekim tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen ÖYP Hukuk alan sınavlarının 2 yıl geçerli olacağı iddiası ile yapılmasının hukuki dayanakları nelerdir?       
   

2- YÖK'un 14/05/2015 Genel Kurul kararında 2 yıl geçerli olacağı iddiası ile duyurduğu ÖYP alan sınavlarına binlerce aday girmiş bulunmaktadır. Maliye Bakanlığı'nın ÖYP'nin kaldırılması istemini onaylayarak 2016 yılında programa kadro tahsis etmemiştir. Bu karar 2 yıl geçerli olacağı düşünülen alan sınavlarının hükmünü de geçersiz kılmaktadır. Bu konuda yaşanan hak gaspının giderilmesi için Hükümet tarafından herhangi çalışma yürütülmekte midir? Yürütülmüyor ise, sebepleri nelerdir? 
         

3- Kurula gönderilen dilekçeler ya cevapsız bırakılmakta ya da dilekçe içeriğine uygun cevaplar alınamamaktadır. Adayların Anayasa tarafından güvence altına alınan bilgi edinme hakları ihlal edilmektedir. Bütün bu yaşanan ihlaller ve aksaklıklar göz önünde bulundurulduğunda ortaya ciddi bir yönetim zafiyeti olduğu gerçeği çıkmaktadır. Konu ile ilgili geniş kapsamlı bir soruşturma açılacak mıdır?          


4- Her yıl Temmuz ve Aralık aylarında yapılan ÖYP araştırma görevlisi atamaları bu yıl yaşanan alan sınavı karmaşası neticesinde ve Kurul'un hataları sebebiyle gerçekleştirilememiştir. Aylardır oyalanarak her hangi bir açıklamaya ulaşamayan adaylar süreç içerisinde maddi ve manevi zarara uğratılmışlardır. Aynı zamanda araştırma görevlisi talebinde bulunan üniversitelerin ihtiyaçları da karşılanamamıştır. Adayların BİMER ve sosyal medya üzerinden ilettikleri binlerce şikayet mesajları ve dilekçeleri Kurul tarafından değerlendirmeye alınmamıştır. Sürecin yargıya taşınması ve ÖYP'nin kaldırılmasına rağmen alan sınavlarına 2 yıl geçerli olacağı iddiasıyla devam edilmekte ısrarcı olunmakta, bu doğrultuda yaşanan hak gaspı, ihlaller ve mağduriyetlerin giderilmesi için herhangi bir açıklama yapılmaktan da kaçınılmaktadır. Bu doğrultuda Aralık ayında yapılması planlanan ÖYP merkezi atamasının yaşanan mağduriyetleri gidermek için daha önce yapılması düşünülmekte midir?

11 Kasım 2015 Çarşamba

Bırak Uçsunlar



11 Kasım 2015 Çarşamba 23.20  

Bu tarz bir yazıyı kaleme alacağımı aklımın ucundan dahi geçirmezdim. Bir kez daha mı? Asla! Derdim demesine de... Bak şimdi neredeyiz yine? Ant içmiştim; bulaşmayacaktım böyle işlere. Yalanlara, dolanlara, karın ağrıtan kokmuş söylemlere yer vermeyecektim hayatımda bir kez daha! Lakin uslanmaz bir iyi niyet timsarı gibi ortada kasım kasım dolaşmaya o denli alışmışım ki sorma! Sorma birader, sorma diyorum sana; dokunma yarama. Aradan aylar geçmiş, günler boyu sürmüş bu karın ağrısı ki felakat! Fakat öğrenememiş, benimseyememişim belli! Dokunma bir daha o bulanık suyun tenine, yaklaşma on adım da olsa yanına, yamacına. Bırak ne hali varsa görsün; kendisini, kendi ayıplarıyla, safsatalarıyla, adam akıllı çalışmayan acizane zihniyle zehirlesin dursun. Sana mı kaldı her düşküne el uzatmak? Sana mı kaldı yalanlarını suratına çarparak şok tedavisi uygulamak? Madem öyle, madem kaldıramıyor benliğin bir başka yalan topunu daha, fırlat, aldın eline madem, fırlat uzağa doğru olağanca gücünle. Geç oldu, güç olmadı. Buna da şükür... Yeter artık. Uzakta oyna oyunlarını. Senin gibi değilim lakin, senin gibi aciz günahkârları da çok iyi bilirim. Unutma bunu...

- Göç ediyorlar beyim, uzaklara, sıcak yarınlara doğru kanat çırrpıyorlar olağanca güçleriyle...
+ Uçsunlar, cehennemin dibinde sıcak bir oda bulana kadar onlar da kaçsınlar; kime ne? Bana ne, sana ne?

...

9 Kasım 2015 Pazartesi

Yolcu


09 Kasım 2015 Pazartesi 20.43 

Hadi inandın diyelim. Gökyüzüne dokunduğuna, yıldızlarla dans ederek, pamuksu bulutlar üzerinde gözlerini sonsuzluğa açtığına... İyi hadi, bir vakit, gerçeklere duyarsız kaldın da inandın diyelim. Ya gözlerini açtığın vakit, ne gördün sen? Evrenin engin sokaklarında dolaşan o parlak yıldızların büyüsüne mi kapıldın? Yoksa bakışlarınla altında yatan bu kir ve bu şiddet ve bu ölüm kokusunu içini işletmişçesine duyarsızca salınan, dünyaya mı odaklandın? Sorma... Güzel günler bizleri bekler, demek isterdim elbet. Ama kime güveneceğini dahi bilemez iken, dost dediğin, arkadaş gördüğün, sevdiğin, değer verdiğinden dahi darbe yemiş iken bir de yabancıların, o korkunç çehreleri ile habersizce hayatına konuk olanların yorumuna kaldıysan, eh vay ki haline. Malum hal, vaziyet, gidişat kötü. Bir de kaçmak için bağırıyor yüreğim. Uzaklaş, diyor. Kalk hadi, iki adım öne bir adım da sola, yalpalaya yalpalaya da olsa, kalk yerinden uzaklaş. Dağlara, bulutlara, engin sonsuzlukları ile o parlak yıldızlara doğru, koş hadi. Diyesim geliyor. Ama vaz geçiyorum. Korkuyorum, biliyorum... Ne yaparsın; o yabancılar, o karanlık suretler, hayatımıza çok vahim bir zamanda gelip girdiler. Dostlarsa, sevdiğimiz, saydığımız ve nice gecelerce değer verdiğimiz o hanım hanımcık kızlarsa, çok daha vahim bir anda çekip gittiler. Eh işte her birimiz yolcuyuz; hepimiz, hangi yöne, kimin kalbine, kiminse diline, orası da meçhul! Meçhule giden bir yol; hayat dediğin bu kadar basit. Garip, çarpık, zoraki bir gülümseme misali, meçhul bir yol. İyi, de olabilir elbet, ama, yoğunla kötüdür kötü. Sen kendini buna hazırla en iyisi...


2 Kasım 2015 Pazartesi

Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil!


02 Kasım 2015 Pazartesi 23.53 

Ne kadar oldu? Ne kadardır düşüncelerimi paylaşmaktan kaçar oldum? Emin değilim... 2 ay? Yoksa 3 müydü? Ne fark eder ki? Önemli olan gerçekten de korkuyor olmam. Düşüncelerimden, düşüncelerim içerisinde yarattığım kendi cehennemimden sıyrılamayacak kadar korkak olmamdı bütün mesele... Hayata karşı, çevreme, kendime kelimenin tam anlamı ile kontrol edilemez bir öfke duyuyorum ya, bak işte bu doğru. Fakat sormadan da edemiyor insan, öyle değil mi? Peki ama bu noktada olmana sebep olan seçimler kimin eseriydi dersin? Yoksa bedenini, ruhunla kendi benliğini, bir yabancı ile mi paylaşır oldun? Aslında pek de sanmıyorum... Henüz değil... O halde mızmızlanmanın, hayata küs bakışlarla bakmanın alemi de yok. Burada olmayı, bu derin batağa saplanıp da kalmayı sen seçtin; bir başkası değil ya, senden gayrı kim olabilir ki... Mağlup olmak için doğmuşsak ne var bunda? Kazanmak, galip olmak bizlerin harcı değilse ne var? Hayata küsmeli, her mağlubiyet sonrası kapılarımızı kapatmalı ve kendimizi kendi yalnızlığımız içerisinde hapsetmeliyiz öyle mi; ifade ettiği kadar, temsil ettiği düşünce kadar ürkütücü... Bu kadar kolay olmamalı... Hayata bu denli erken küsmek, bizim gibi adamlara yakışmamalı... Ayağa kalkmanın, kırılan kalpleri onarmanın, kaybedilen mücadelelerde yeniden daha büyük mağlubiyetler yaşamak için savaşmanın tam zamanı. Ne de güzel söylemişler ey oğul, dur da bir dinle: "Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil!" 

Mesaj Bırakın

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *