10 Nisan 2015 Cuma

Düş Yollara, İki Gözü(n) Aksada


10 Nisan 2015 Cuma 23.11

Hayatımda o kadar fazla boşluk var ki şu aralar... Hangi birini doldurmakla yükümlüyüm bilmem? Eskileri hatırlarım sık sık. Sanki seksenlerine merdiven dayamışçasına topal bir ruhum var. Şu haylaz ruhum, ağır ağır ilerler durur bedenimle birlikte. Sonra bir anda paldır küldür kırar kapıları girer içeriye. Aslında kapana kısılmıştır ya bu cehennemde, kaçması nasıl mümkün olsun? Nasıl özgür kalabilir o da bilmez; kırıp da girdiği o kapılardan uçamaz, kaçamaz, koşamaz ya... İki büklüm oluverir o da acı ile. Aslında, kaçınılmaz sona, mukadderat ya, herkesle birlikte ağır aksak ilerler dururum durmasına da işin özü şu: Gerçekten de durup da sormak gelmez içimden niye, niye üstadım niye? İki adım atmaya göreyim. Hemencecik yoruluverir, düşer kalırım olduğum yere. Sorulardan, sorgulamaktan bıkmış olduğum gerçeği ile kusasım gelir tüm zehrimi yanı başımdakinin üzerine. Hani derler ya, yaş ilerledikçe, hafıza da körelir bir yerde. Dün hangi çiçeği dalından kopardığını hatırlayamazsın amma gençliğin ateş dolu rehavetinde ciğerlerine çektiğin o enfes kokular, tıpkı ilk günüymüşçesine zihnindedir. Gün ardı gün, yeniden ve yeniden yaşar durursun her bir saniyende. Unutamazsın o kokuyu. Ciğerlerine çektiğin, derin derin soluduğun o enfes reyhaniyi. Neyse neyse, henüz yaş olgunlaşmamış olsa da, dalında Güneş kokan kırmızı gülüm hemen yanı başımda ya, daha ne? Ne de güzel söylemiş Çay'ın yaman delikanlısı, elindeki kırmızı gülüyle: Düş Yollara, İki Gözü(n) Aksada, e güzelim, ne dersin, değer mi düşmeye? Sen değdiremesen de, ben düştüm bu derde...

Paylaş

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Mesaj Bırakın

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *