2 Şubat 2015 Pazartesi

Yazuktur


03 Şubat 2015 Salı 00.15

Kendime bir sözüm vardı aslında. Yine bunun gibi, buruk bir yalnızlıkla süslü, hafif de soğuk bir gece yarısıydı zamanın birinde. Bir daha asla ama asla hak edilmekçe göz yaşlarımı dökmeyeceğim diye haykırmıştım evin içerisinde... İnanmıştım oysaki; o zamanlarda küçük bir çocuktum elbet. Kolay gelirdi sözler vermek. Sözlere inanabilmek... Kime gelmezdi ki? Ama büyüdük şimdilerde. Öyle değil mi? Bir de neden büyüdükse... Sanki bir halt varmış gibi gelirdi küçüklere. Bir an önce büyüyüp de hayata sıkı sıkıya sarılacaktık sanki... Kolaydı yaşamak elbet; kolaydı sevmek de, sevilmek de... Acılar da daha bir basitti sanki. Değil mi? Çok çok yaralanan bir diz, kesilen bir parmak, kabuğu kalkan eski bir yara meselesiydi o günlerde... Eskisi gibi şirin bir çocuk değilim şimdilerde. Göz pınarlarım da daha da zor yaşarıyorlar ya, kolaylık sağlıyorlar kendilerince. Onlar bile beni düşüyorlar; bak sen bir de şu işe. Kendimi tutamayacak gibiyim; mümkün olsa da, koyverip de kendimi bir güzel ağlayabilsem aslında... Ne iyi olurdu, rahatlardım belki? Düşünüyorum da, daha ne kadar devam edebilirler benim yerime? Sözlerimi daha ne kadar tutabilirler ki? Aslında, nasıl da bilebilirim böylesi bir şeyi? Hele bir de şu günlerde, bilmek de zor, bilememekte...
 
Paylaş

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Mesaj Bırakın

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *