10 Şubat 2015 Salı

Yaprak Dökümü Misali


10 Şubat 2015 Salı 23.33
Her zaman bu kadar da sessiz değildir sokaklar. Yalnızca yağmur yağdığında. Bu kadar ıslak bir memlekette dahi, ilk damlayla birlikte sus pus oluyor her bir taraf. Sanki bir oyun oynanıyor da, ilk damlayı kucaklayan oyun dışı kalacakmış gibi. Kaçıveriyorlar hemen... Tamam, ben de sevmem yağmuru. Sevemedim bir türlü ya. Çabalamadığımdan değil, hayır. Oysaki elimden geleni yaptığımı biliyorum ama, olmayınca da olmuyormuş meğer. Oysa eskiden böyle değildi; bilirim... Elime tutuşturduğum küçük bir sarı yaprakla, yağmur altında dans eder dururdum. Deliydim, komiktim belki de o anda ama mutluydum da... Kahkahalarım arasına karışan damlalar da ritim tutarlardı adeta, onlar da benimle birlikte yabani bir dansa tutuşurlardı amma, bilirdim. Bilirdim ki ben, asla onlar kadar özgür olamayacaktım. Onlar kadar delice sarılamayacaktım sevdiğim toprağa, ağaca, dallara... Yine de, varsın onlar, yaşasınlar özgürce. Dilediklerince akıtsınlar göz yaşlarını. Hani usta bir alim söyler ya; yağmur altında dolaşır dururum. Sorarlar neden? Bilmezler ki kolaydır, göz yaşlarını yağmur damlaları arasında saklamak, çok kolaydır... Bu mesele, biraz da öyle aslında. Yaprak dökümü misali, elimde tuttuğum o sarı yapraklar gibi, dökülüyorlar birer birer, ardı ardına. Tutabilene, gelsin de aşk olsun...
 
Paylaş

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Mesaj Bırakın

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *