11 Şubat 2015 Çarşamba

Kırmızı Başlıklı Kız


11 Şubat 2015 Çarşamba 09.09

Gecenin bir yarısı. Zihnimi meşgul eden, karnıma asit gibi, zehir gibi bir nefret çökerten, derin bir acıyla fırlıyorum yataktan... En son kaçta koydum başımı yastığa? 3 yoksa 4 müydü? Sabahın ilk ışıkları zorluyor göz bebeklerimi. Kalbim bir başka odada bir başka yatakta uzanan bam başka bir huzurla doluyor o anda. Elimdeki kitabı bir kenara fırlatıp doğruluyorum da, sahi, saatlerdir elimde tuttuğum bu kitapta ne ola? Kız ve Kurt, kırmızı başlıklı kızın bilindik hikayesi... Hani bir kurt, güzel, haşin ve bir o kadar da deli bir kıza tutulur ya, onu da ister yanında. Bilindik bir hikaye dedim ya, işte o hesap. Hikayedeki kötü kalpli, zalim ve zorba kurt gibi hissediyorum kendimi. Ağzımdaki kan tadı, pas ve kir kokuyor adeta. Düşüncelerimden, benliğimden ve rüyalarımdan dahi nefret ediyorum o anda. Oysa, ne kadar da kolaydı olurdu şimdi. Kırmızı başlıklı kızdan nefret edebilmek. Neden güvenirsin ki bir kız çocuğuna; kos koca kurtsun sen be adam! Hiç mi türüne saygın yok? Kırılıyor, dökülüyor, olmadığın bir kişi oluyorsun o anda. İstemsizce elim telefona gidiyor, alışkanlık meselesi. Saat 09.30; ve ben halen ayakta, bedenime inatla, yazıyorum yazmasına da, ah şu asit gibi yakan nefret, bir tükense, bir bitse...

Paylaş

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Mesaj Bırakın

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *